Uzay ilk konuşmayı öğrendiğinde (sanırım 1 sene önce filan) aramızda şöyle bir diyalog geçmişti.

Baba- Ne yaptınız oğlum bugün okulda (Kreşte)

Uzay- Seviştik, debelendik

Baba- Hmmmm, evet?!?!?!

Baba- Biz o işlerle anca lisede filan haşır neşir olmaya başlamıştık şimdiki nesil hızlı olmalı!!!

Uzay- ???

Olay tabii ki sonradan ortaya çıkıyor. Beyni teyp gibi kayıt yapan oğlumuz araba dinlediğimiz Bulutsuzluk Özlemi albümlerinden bilumum kelimeleri ezberliyormuş kerata. Bir keresinde de haritaya bakıyoruz Elif ile nereden gidicez karar vermeye çalışıyoruz, arkadan bir ses geliyor, "sola dönün ordan" diye. Tabii biz gene şok.

Çocuklar bizi taklit etmeye başladığı zaman bizde ne tür hareketler yaptığımızın ve nasıl konuştuğumuzun gerçekten farkına varıyoruz. Böyle komik anların da yaşanması doğal oluyor tabii.

 

Epeydir yazıp çizmiyorum ve son günlerde anlatacak bir kaç gelişme oldu. Yeniçeri ailesinin yeni üyesi İlayda geçtiğimiz ay 11 Temmuz'da saat 23:42'de dünyaya geldi. 3.615kg ve 51 cm boyunda. Herkes ikinci çocukta daha az resim çekildiğini söylüyordu hakikaten de daha az çektik. Daha henüz bir MSN Space bile alamadık ki resimleri koyup eşe dosta gösterelim. Elif iyi durumda, doğum kısa ve ağrı kesici kullanmadan geçti. Her ikisi de hayatlarından memnunlar. Uzay ise kardeş olayına (bizim çalışmalarımız sonucu) çok çabuk ısındı. Kardeşi Uzay'a bir tren seti hediye etti.

İşlerimin yoğunluğu, ailenin büyümesi ve geceleri Stargate Atlantis seyretmemizden dolayı internet üzerinde pek faaliyette değiliz fakat Elif, Facebook üzerinde İlayda ve Uzay'ın beraber bir resmini koymuş. Bugün tamirden gelen bilgisayarım ve yeni çektiğimiz resimler ile yakında bir MSN Space açacağız kızımız için. Ek not: Bilgisayar tekrar tamire gitti. Bir müddet daha bekleyeceğiz.

İlerleyen günlerde blogumu elden geçirip bir kaç konu hakkında yazacağım.

Forumlarımız açıldı demiştim daha önce ve eğer henüz katılmadıysanız acele edin. Özellikle Getting Real-Sadede Gel forumumuzda güzek fikir alışverişleri oluyor. Yakın zamanda Volkan ile podcast yapmaya başlarsak sakın şaşırmayın. Fikir Volkan'dan çıktı ve daha çok yeni bir fikir. Henüz bir girişimde bulunmadık. Sizin fikirleriniz, beklentileriniz veya podcast'te görmek istediğiniz konuklar varsa ve yorumlarda belirtirseniz çok seviniriz.

Diğer bir konuda, Getting Real kitabı bir web uygulamasının nasıl hızlıca yola çıkacağı ile ilgili olduğu için derme çatma bir uygulamanın Codeplex üzerinden herkese açılması ile ilgili. Bu proje benim kafamda olan onlarca projeden kod yazmayı başardığım nadir projelerden bir tanesi. Getting Real prensiplerini masaya yatırdığımız için bir uygulama tahtası da olsun istedik. Bakalım nasıl gidecek. Bu projeyi oluşturunca ve ilk kodları yükleyince duyurusunu burada yapacağım.

Şimdilik bu kadar. Yoğun bir hafta sonu geçirdim ve önümüzdeki hafta sonu radio-iodine terapisine girip gene hastanede hafta sonunu geçireceğim. Ve ışıl ışıl gezeceğim için yanıma bilgisayar bile alamıyorum. Elbiseleri dahi çıkarken orada bırakmak zorundayım.

Kalın Sağlıcakla...

Oldukça uzun bir zaman önce "Kendimiz Olmaktan Neden Korkuyoruz?" isimli bir yazı yazmıştım. Şimdi FriendFeed ile takip ettiğim kişileri neredeyse gerçek kimlikleri ile görebiliyorum. Yanlız buda değil, ilgilendikleri konuları, örütbağı üzerindeki varlıklarını ve aralarında geçen konuşmaları da takip edebiliyorum. Teşekkürler FriendFeed.

Facebook ilk girdiğimde güzeldi ve eski arkadaşları bulup adres defterime eklemek için biçilmiş bir kaftan. Ama fazla vakit ayırmadığım için dağ gibi çoğalan "requestler" ve ne idüğü belli olmayan günde 1500 tane aldığım "bilmemne uygulamaları" ve hakikaten benim için çok gereksiz, vampirdi, zombiydi, falan gibi oyunlar çok fazla zaman kaybettiriyor. Arada bir girip yeni kimse var mı, ilkokuldan tanıdığım bir kaç kişi gelmiş mi, liseden, üniversiteden birileri var mı diye bakıyorum o kadar. Adres Defterimi güncelleyecek her türlü girişime varım.

Twitter'da keza vakit harcama yeri bence. Zaten mobile mesajları durdu yada en azından ben almıyorum artık. Herkesi tek tek okumak çok zaman kaybettirici özellikle bu yazılanlar abuk subuk olunca.

Goggle Reader üzerinden okuduğum bir sürü blogo da artık yeterli vakit ayıramaz oldum. Burada kesin bir bahar temizliği şart. En fazla okuduğum blogları bırakıp geriye kalanları elemeyi düşünüyorum. Olur olmaz her bloga üye olunca ortaya çok fazla çöp çıkıyor, sonra onları ben temizliyorum. Zaten epeydir çok okuduğum blogları bir dizin altına attım ve kategoriledim. Üzülerek söylüyorum geriye kalanlar okunmayacak. Hala RSS'lerine bağlı olacağım en azından hitleri azalmasın fakat okunma yüzdeleri düşük olacak.

Biz daha fazla bu tür mesh'ler yarattıkça internetin de hız kalitesi düşüyor bence. İçerik olarak ta doğru orantıda bir kalite düşmesi var. Hatta kurunun yanında yaşda yanar misali güzel içerikleri arada kaçırıyorum ki benim için hiçde iyi değil.

Şimdi bir normalize/basitleştirme olayına giriyorum ve kafamda bazı hedefler koydum. Öğrenmek istediğim konular var, okumak istediğim yazılar var ama bu maydanoz siteler ve içerikleri yüzünden dandik işler ile vakit harcıyorum. Başka güçlerin üzerimdeki bir etkisi mi acaba? Hani bu güçler birşeyleri öğrenmeyeyim, araştırma geliştirme yapmayayım diye mi bu siteleri çıkarmışlar diye teoriler bile kuruyorum.

Yıllar evvel ICQ kullanmaya başladığımızda bir avuç insandık ve ICQ listemde olan herkesi gerçek adı ile kayıt etmiştim. Hepsini kişisel olarak tanıyor ve isimleri ile çağırıyorduk. MSN kullanırken de ilk tercihim böyle gitmekti fakat o kadar çok kişi varki artık kim kimdir, yüzleri neye benzer, gerçek adları nedir, geçmişte ne konuşmalar yaptım bilmiyorum. Rahatsız edici bir durum benim için. Çünkü sohbet ettiğim şahsiyetin kim olduğunu bilmek istiyorum. Şimdi gerçek ismini ve resmini kullanmayan kişileri silmeyi hedefliyorum. Kanımca gerçek isim ve resim kullanmayan kişiler bana vakit kaybettiriyor (bazıları hariç).

RSS üzerinden okuduğum bloglardan başlıyorum. Sonra MSN, Adres Defterlerim, Facebook vb gibi sosyal siteler ile devam edeceğim. Amacım daha hızlı bir internet, daha az ve öz içerik, doğru ve güvenilir kaynaklardan bilgi almak, en önemlisi de bu elde ettiğim temel bilgiyi kullanarak bir şeyler ortaya çıkarmak. Bazı sitelerdeki hesaplarımı da sileceğim ve boşuna açtığım Blogger hesaplarıma da güle güle diyeceğim. Boşuna birilerinin sunucularında yer kaplamasın, gerçekten ihtiyacı olanlar bu kapasiteyi kullansınlar. Wordpres üzerindeki blogumu kişisel bir blog haline getirdim bile. Burada sadece benimle belki ailemle ilgili konulara yer vereceğim.

Ne diyorsunuz? İnterneti daha güzel bir araç olarak kullanmaya ve kaliteli içeriğini arttırmaya var mısınız? Ve tarihi bir laf da edeyim, Benim için küçük fakat internet için büyük bir adım olacak bu. Çok ütopik oldu ama artık patladım yani...

Sanırım bu gözümüzü boyayan Web2.0 balonundan kurtulup yararlı bir şeyler yapmanın vakti geldi. Kullanacağım tabii ama tamamı ile kendi çıkarlarım, araştırma/geliştirme ve öğrenme amaçlı.

Sevgili okuyucular, epey bir düşünüp taşınıp birazda kaşındıktan sonra forumları açmaya karar verdik. http://forum.analystdeveloper.com/ adresinden erişebilir, üye olabilir, ve içini dökebilirsin. Bu forumu yönlendirmek senin elinde. Paylaşacaklarınla ve öğreneceklerinle bu forumun hayat akışına katkıda bulunmak istemez misin? Ayrıca kendi blogunda forumumuzun duyurusunu da yaparsan minnettar olacağım. Daha çok insanın duyması daha çok paylaşım demektir değil mi?

GoDaddy sağolsun YetAnotherForum uygulmasını kolayca kurulacak biçimde sunmuşlar. Bana da ufak tefek ayarlarını yapmak kaldı. Hadi buyrun foumlarımıza ve bir çayımızı için. Ben bir kaç genel konuyu oluşturdum, sizin de katkılarınızı bekliyorum.

Yanlız dikkat etmemiz gereken bir konu forumlara koyduğumuz içeriğin doğru bir biçimde referans edilmesi ve alıntıların kaynaklarının belirtilmesidir. Bu açıda copy/paste ederken mümkün olan en yüksek hassasiyeti göstermeniz ve yiğide hakkını vermenizdir.

Herkese kolay gelsin.

Not: Henüz hiç bir konuda bir girdi yok. İlk olmak istemez misiniz?

Evet sayın okuyucu, ameliyat başarı ile geçti ve yeniden yeşil sahalara döndüm. Geçmiş olsun diyen herkese teşekkür ederim. Henüz evde takılıyorum ve ağrım sızım yok; sesimi de kaybetmedim. Şimdilik her şey yolunda.

Her şey bir kaç sene önce yüksek tansiyon problemi ile doktora gitmem ile başladı. O kadar spor yapıyorum, yememe içmeme dikkat ediyorum fakat sülaleden gelen genetik bir takım problemlere takılıyorum gene de. O gün başım dönüyor, kulaklarım uğulduyor filan; tabii ben gene her zamanki gibi birazdan geçer deyip kod yazmaya devam ediyorum. Neyse baktım olacak gibi değil, kalktım eczaneye gidip tansiyonuma baktırmak istediğimi söyledim. Eczacının bana şöyle bir bakıp "Genç adamsın ne tansiyonu yav, hade get" demesine rağmen ısrar edince tansiyonuma baktı ve gözlerine inanamadı 17,5/12 neredeyse basınçtan uçacağım. Eczacı telaşlanınca hemen üst kattaki doktordan randevu aldık tabii. Aslında yüksek tansiyon bende çocukluktan beri var. Ama bir yan etkisi (henüz) olmadığı için boşverilmiş ve "Türke bir şey olmaz" tarzında yaklaşılmış olduğu için de hayatımda pek bir önem kazanamamış, hor görülmüş ve rencide edilmiş, ikinci sınıf bir hastalık olarak kalakalmıştır.

Yapılan testler, verilen kanlar ve ürinler sonucunda böbrek üstü bezlerinden salgıladığım Angiotensin II hormonumun bir miktar fazla olduğu ortaya çıkar. Normali 3,5 ile 21 arasındaymış bende 120 filan. Lazımsa benden isteyebilirsiniz yani. Bu meretinde kanda suyu tuttuğunu ve böylece damar duvarlarındaki basıncı yükselttiğini öğreniyoruz. Bu yüzden her akşam ilaç alıyorum. Bu arada her 6 ayda bir böbrek mütehassısını görüyorum ve testler yaptırıyorum. Bu testlerden bir tanesi de ParaThyroid hormonunu ölçen test. İlk kez yüksek çıktığında doktorum ikinci test te yüksek çıkarsa bakarız demişti ve çıktıda. İkinci testten sonra bir radyasyonlu scan yaptırdık (Nuclear scan, şırınga ile damardan verdikleri radyasyonlu sıvı ile makineye giriyorsun, çıktıktan sonra karanlıkta biraz parlıyorsun ama geçiyor :-) ) birde ultrasound ile boyunda thyroid bölgesinde ne var ne yok diye bakıyorlar. İşte tam bu sırada ne idüğü belli olmayan thyroid bezi üzerinde bir tümör ortaya çıkıyor. Bulunması bile büyük bir şans eseri çünkü sadece 7mm çapında bir şey. Akşamına bir ince iğne aspirasyonu (İİA) yapıyorlar fakat 7mm olan bir şeye ultrasound ile bakıpta iğne batırmak kolay bir iş değilmiş ki hiç bir parça alamıyorlar. 3 ay sonraya gün alıp tekrar İİA yaptırıyoruz bu seferde 3, 5 tane hücreden çıkan sonuç (highly suspicious) papillary micro-carcinoma olarak geliyor ve bir Thyroid cerrahından gün alıyoruz. Birazda o test yapıyor ve ameliyat için gün veriyor. Yani yarın. 17 Nisan sabah 7 sularında hastahanede olmam gerek.

Thyroid ameliyatı kolay ameliyatlardan birisi (ahkam kesmenin de bu kadarı yani, çok yaptım iyi bilirim). %2 şansla ses telleri zedelenebiliyor (ameliyatı hasta bakıcı yapıyorsa). Darth Wader gibi bir ses ile uyanırsam çok cool olur dimi. Benim doktorun yüzdesi %1 imiş. Birde tabii benim durumumda olayın ne olduğu anlaşılmadığı için Frozen Section yapacaklar. Yani ben uyurken tümör zannettikleri şeyi kesip, çıkartıp teste gönderecekler ve eğer kanser çıkarsa sağlı sollu tüm thyroid bezlerimi kaybedeceğim. Yok çıkmazsa sadece sol taraf gidecek. Hepsi giderse Thyroid ve ParaThyroid bezlerinden salgılanan hormonların suni olarak yerine konması gerekiyor ve bunun içinde bir hap var. Küçük olan ParaThyroidlerden bir tanesini 10 parçaya bölüp, kasın arasına bir yere sıkıştırıp fonksiyonuna devam etmesi sağlanabiliyormuş. İyi madem öğle Robocop gibi bir şey yapın bare tümden kurtulalım di mi?

Nasıl oluyor?

Thyroid tümörleri ya genetik olarak sülaleden yada boyun bölgesini yüksek dozda radyasyona maruz bırakırsanız gelişen bir şey. Ailede varmı bilmiyorum. 5 yada 6 sene önce aile ağacını yapıp, olan hastalıkları yazmıştım ama bunun gibi kolay ortaya çıkmayan ve yan etkisi pek olmayan bir şeyden kimsenin haberi yoktu. Radyasyona da maruz kalmadım galiba. Çernobil kazasında yüksek radyasyona maruz kalmış ve hayatı çok yakında son bulacak gençleri, UNICEF'in çıkardığı dünya turunun Türkiye ayağında babam otobüsünü vermişti ve bende muavindim. Epey bir gezip eğlenmiştik bu gençlerle (pek ayrıntıya girmeyeceğim eğlencenin boyutları hakkında). Elemanlar gece parlamıyordu ama belki orada radyasyona maruz kalmış olabilirim.

Tabii birde radyasyonlu çaylarımızı unutmamak gerekir. Gene "Türke bir şey olmaz" babında davrandığım ve günde 2 demlik çay tükettiğim için olabilir mi? Doktora sordum, g**tüyle güldü! Yüksek dozda olması gerekiyor, yani Örümcek adamdaki Kum Adamı yada Fantastic Four'daki elemanları etkileyen gibi bir şey olması gerekiyormuş. Öğle bilgisayar monitöründen yada florosan ışıklarından olacak bir şey değil. Onlar olsa olsa ergenlik sivilcelerini çoğaltır :-) (Bak espri yaptım, artık buna inanırsan benden günah gitti)

Çernobil kazasından sonra Ukrayna ve çevre bölgelerde Thyroid kanseri vakaları patlama göstermiş.

2 yada 3 gün hastanede kalacağım ondan sonra da 3 hafta filan evde olacağım. Kontrat bazlı çalıştığım için mümkün olan en kısa zamanda işe dönmem gerek. Doktor izin verirse resim veya video çekeceğim. Her gün ameliyat olmuyor insan; ayrıca ileride torunlara anlatacak bir şeyler olur. Birde narkozun etkisindeyken komik bir şeyler yaparsam tam güzel olur.

Sevgili okuyucu, buraya kadar okudu isen, arada bir kontrole gitmenin ve bir kaç test yaptırmanın gerekliliğini görmüş olabilirsin. Tabii ki yapılacak bir kaç genel kan ve ürin testi ve bunların gidişatını kontrol etmek iyi olabilir. Ama her ne kadar annanem olmamı dilemiş olsada ben doktor değilim, ayrıca internet üzerinde her okuduğumuza şüphe ile yaklaşmalıyız. Bak söylemedi deme sonra.

Kalın sağlıcakla, yakın zamanda görüşmek üzere...

Sevgili okuyucu işte güzel bir haber sana. İki numara geliyor. Cinsiyetini bu sefer öğrenmeyeceğiz. İsim bulma konusunda yardımını bekliyoruz.

vucut el

Uzay'da yaşadığımız deneyimlere yenileri eklenecek çok yakında.

Vezir Wiki'yi ilk kurduğumda ASP.NET ile yazılmış bir wiki aramıştım ve FlexWiki'yi kurmuştum. Fakat hem sistemin açıkları hemde geliştirmenin çok yavaş gitmesi nedeni ile bir kaç gün önce Screwturn kurup biraz takıldım lokalde. Baktım her şey güzel gidiyor dedim bare Vezir Wiki'nin altyapısını Screwturn ile değiştireyim. Bunu epeydir düşünüyordum fakat anca vaktim oldu.

İyi de etmişim. Önce biraz temizlikten sonra Screwturn sorunsuz olarak kuruldu ve Vezir Wikim artık çok daha şık duruyor. Vezir'in tüm yazılarını geçirdim fakat yüksek lisans yaparken aldığım COMP8100 ödevi için kullandığım kısmı henüz bitiremedim. Oda yavaş yavaş bitecek.

Şimdi bu Vezir projesini bitirmek içimde daha başka bir heyecan var. Aramızda kalsın, iş yerinde internet açıldığından beri internette daha aktifim. FriendFeed üzerinden takip ediyorsanız belli oluyordur.

Bu arada sevgili okuyucu için geri sayım devam ediyor. Teknoloji alanında kime oy vereceğinizi biliyorsunuz değil mi? İpucu: Bana

Eh herkes giriyor bu yarışmaya bende gireyim dedim. Eray'ın başlattığı bu yarışmaya Teknoloji bölümünden katıldım. Hadi bakalım sevgili okuyucular oyları görelim.

Arama



Hakkımda

Merhaba, ben Gürkan Yeniçeri. 9 yılı aşkın süredir özel sektör ve hükümet iştiraklerinde yazılım mühendisliği yapıyorum. Bu sitede 2005 Mart ayından beri genelde yazılım mühendisliği ve Microsoft teknolojileri hakkında yazmaktayım. Profesyonel iş geçmişim hakkında daha fazla bilgiyi aşağıdaki Çember.net linkinden alabilirsiniz.
Çember.net
Faturaları ödeyen günlük işim dışında Açık Kaynak Subtext Projesine katkıda bulunuyorum. Bu blogun alt yapısıda Subtext ile hazırlanmıştır. Ayrıca 1999 yılından beri Programlama.com sitesinde VB6 editörlüğü yapıyorum. Fakat takdir edersinizki VB6 artık ölü bir dil, bu nedenle beta sürümlerinden beri C# ve ASP.NET programcılığı ile uğraşıyorum.

kontak

Soru sormak veya öneride bulunmak isterseniz buradaki kontak formunu kullanın. Mesajlarınıza en kısa zaman içinde cevap vermeye çalışacağım. Ayrıca Windows Live Messenger kullanarak gyeniceri {AT} hotmail {DOT} com adresinden bana ulaşabilirsiniz.
Eğer İngilizce blogumu okumak isterseniz buraya buyrun.
Blogumu RSS Bandit gibi bir RSS okuyucusu ile de takip etmek için kullanın.
RSS 2.0

Reklamlar


imleme

Yumilerime ekle   Reddit Türkçe'ye ekle   Limkle   Bag-kur

Vezir

Vezir Proje Danışmanı
Sitede birde Vezir isminde wikimiz var. Bu wikiyi yazmayı düşündüğüm bir kitap için oluşturmuştum daha sonra herkese açmaya karar verdim. Vezir yazılım firması kurmak isteyenlere tavsiyeler vermek için hazırlandı. Ayrıca UML ve Modül Tabanlı Geliştirme hakkında da bilgiler mevcut. Vakit buldukça yeni eklemeler yapıyorum. Değişikliklerden haberdar olmak için RSS çıktısına üye olabilirsiniz.
www.flickr.com
This is a Flickr badge showing public photos from gurkanyeniceri. Make your own badge here.
Bu blogda 248 yazı ve 322 yorum var. Diğer sitelerden 7 adet link gelmiş.

Buradayım

my blogmap

Reklamlar